|
|
2000-2001 Adapazarı
YILBAŞI ORGANİZASYONU
Bildiğiniz üzere Ağ-17 grubu depremin hemen ardından herbirinizin yardımları ile giderek çığ gibi büyüdü ve bu güne kadar da etkisini sürdürdü. Bölgede bugüne kadar çeşitli çalışmalarda bulunduk, her geçen günü bir öncesinden daha farklı ve güzel yapan içimizdeki azim ve insan sevgisi idi. Bu sevgiyi bir kere daha oradaki insanlara hissettirebilmek adına bu yılbaşı günü de onları yanlız bırakmadık. Yitirdikleri ümitlerinin, canlarının, kanlarının, herşeyden önemlisi hayallerinin ardından buruk olan yüzlerini biraz olsun güldürmek adına, bu yılbaşı gecesi de geçen seneden de hatırlayacağınız gibi bir balon çadır ile onların yanında olduk.
Aslında programı neredeyse yılbaşı değil de tatil sonunda yapacaktık. Salim'in öne sürdüğü bu yılbaşı etkinliği fikrine başta pekçoğumuz karşı çıktık. İnsanların tatilde olacaklarını, Adapazarı'nda çocukları toplayabilsek dahi katılım için gönüllü bulamayacağımızı söyledik. Ancak yılbaşı özel bir gündü, o gün orada bulunmadıktan sonra başka bir gün gitmenin ne anlamı vardı? Bunun üzerine kimlerin gelebileceğine baktık, 10 kişiyi bulabileceğimize kanaat getirince yılbaşı organizasyonu için start düğmesine basmış olduk.
Hazırlıklar beklediğimiz gibi, yorucuydu. Ancak o gün orada minik dostlarımızla birlikte olan hangimize sorsanız, eminiz "buna değdi" diyecektir. Öncelikle artık aramızda adeta bir uğur haline gelmiş "hava durumuna güvenme" maceramız yine bu yılbaşında da yaşandı. Geçen sene bayram programında da, yılbaşı programında da yağan yağmur hep bizim programın başlayacağı saatlerde durmuştu hatırlarsanız.
Evet, meteoroloji yine hafta sonu yağış olacağını söylüyordu. Ancak hepimiz öylesine inanıyorduk ki, yağmur yağacak olsa bile mutlaka program sırasında duracaktı!
Ve de öyle oldu. Yağmur hiç yağmadı. Bir gün önce üzerimizden geçen o koca, siyah yağmur bulutları nereye gitmişlerdi?
Hazırlıklarımız aslında çok önce başlamıştı. Özellikle kek-börek-poğaça kampanyamıza kendi elleriyle yaptıkları o güzel yiyeceklerle katılmak isteyenlerin evlerinden bu malzemenin toplanması gerekiyordu. Bir ekip cumartesi gününü bu organizasyonu yapmak için İstanbul'da geçirdi. Diğer ekip ise iki araç olarak cumartesi gününden Adapzarı'na gitti. Burada öncelikle okul bahçesinde demir konstrüksiyon yapmak üzere bir yandan demirler okula taşındı ve işler başladı, diğer yandan tüm şehrin altını üstüne getirerek balonları şişirmek için kompresör arandık. Bu yılbaşının sürprizi, Akyazı'da bıraktığımız kompresörün kaybolmasıydı!!! Balonları iyi bir kompresör olmadan bu kadar kısa sürede şişirmek mümkün değildi...
Adapazarı'nda girilmedik lastikçi, bisiklet tamircisi bırakmadık. Bu arada tanıdığımız herkese telefon açarak yardım aradık. Ancak şimdi artık duymak istemediğimiz o kelime: kompresör! Yoktu. Bulduklarımızla bir balon ancak 45 saniyede şişebiliyordu... Elimizde ise 20.000 balon vardı!!! Bu da kaba bir hesapla 12 gün aralıksız balon şişirmek demek oluyordu!!!
Ekiplerden biri, planladığımız gibi Adapazarı'ndaki Yaşlılar yurdunu ziyaret ederken okul bahçesindeki konstrüksiyon bitmek üzereydi, spotlarımız hazır, balonlar gevşemeleri için paketlerinden çıkarılmıştı. Oradaki Adapazarlı dostlarımız bizi her zamanki gibi yalnız bırakmıyorlardı. Salih başta olmak üzere, mahalle sakinleri de bizleri barakalarında misafir ettiler, yemeğe davet ettiler.
İkinci ekip tüm gece kalıp balonları hazırlamak üzere yola çıkıyordu, bu arada öylesine bir telefon trafiği vardı ki, depremin ilk günlerinde olduğu gibi; İstanbul'daki ekiple yiyecekler hakkında konuşuluyor, buraya kompresörleri kimlerin getireceği planlanıyor... Müthiş bir koşuşturma... Bu yoğunluk içerisinde Salim Murat'a araması için bir arkadaşının telefonunu veriyor... Ancak bu verdiği zaten Murat'ın telefon numarası!.. Tabii bir yandan aramızda şakalaşmaktan da geri kalmıyoruz. Salim Gülden'in 15 dakikalık yolu 45 dakikada almasına takılıyor, bu arada tam da İstanbul'a dönme niyetindeyken "illa ambalaj kutusu bul" diye tutturduğumuz Hülya, kutuları Salim'in kafasına fırlatmakla tehdit ediyor bizi...
Adapazarı'nda bu koşturmaca sürerken İstanbul'da da kimseye rahat yüzü yok! Ezel'den aldığımız minibüsle Sinan yılbaşı için hediye edilen şapkaları alıyor, diğer araçlar börekleri topluyor, bu arada bere almak üzere mağazaları dolaşan arkadaşlarımız yanlışlıkla bere yerine neredeyse yılbaşı şapkası alıyorlar. Aman! Zaten 1000 tane yılbaşı şapkası ve düdük ayarlandı arkadaşlar... Ne yapıyorsunuz???
Gece gelen ekiple birlikte mahalle halkı birlikte balonları şişirmeye başlıyorlar. Dönüşümlü olarak birkaç saat uyunuyor. Bu arada zaten uykusuz olan Alper Gima sapağına bodoslama girerek bir başka arabanın fren sistemini test ediyor ayrıca araçtaki arkadaşların da uykusunu açıyor. Sabah İstanbul'dan gelen gönüllülerle birlikte işler hızlanıyor ancak bunca balonu yetiştirmek hiç de kolay değil. Şişiriliyor, bağlanıyor, şekil veriliyor, zincir yapılıyor.. İnsanlar masaları hazırlıyorlar, televizyon ekipleri çekim için geliyor, herkesin üstü başı berbat biçimde, mavi, beyaz, sarı renkte balonlar...
Yaklaşık 15.000 adet balondan yaptığımız çadırı tüm gönüllü arkadaslarımızın müthiş çabaları ile oğlene doğru hazırlayabiliyoruz. Herbir yanı balonlardan olusan bu çadırımızda programın başında karınca kararınca gönüllülerin evlerinde yapmış olduğu kekler, börekler, pastalar orada bulunan miniklere dağıtılıyor. Etraf süsleniyor, çocuklar icin aldığımız yılbaşı şapkaları, düdükleri bir bir dagıtılıyor. Beraberinde her zamanki gibi çocuk programımızın eşliginde oyunlar oynayıp eğlenmeye ve onları eğlendirmeye çalışıyoruz.
NTV, her zamanki gibi, dostumuz Haşmet'in desteğiyle canlı yayın ekibini yollamış CNN Türk ve KanalD de bu güzel partiyi görüntülüyor. Orada koşuşturan arkadaşlar 18.00 ve 20.00 haberlerinde televizyona çıktıklarını bilmiyorlar tabii...
Orada bulunan cocukların herbirinin yüzlerindeki mutluluk ifadesi görülmeye değer. İçlerinden geldiğince dans edip kurtlarını döktüler. Böylelikle birkaç saat de olsa çocukların yanında olmamız, hem bizim için hem de onlar için elbette güzel ve özeldi. Sevdikleri insanlar ile geçirdikleri güzel günlere bir yenisi daha eklenmişti. O gecenin de onların minik hafızalarında unutamayacakları anılardan biri olarak kalacağına inanıyoruz.
Programımızın hazırlanmasında emeği gecen tüm arkadaşlarımıza ve gerek maddi gerekse manevi destek veren bütün duyuru grubuna teşekkür ederiz.
Sevgi ile kalın
Ag-17
 |
 |
Yılbaşı Organizasyonu: Fotoğraflar
|
|
|
|